Kadın Haklarının ve Özgürlüklerinin Önemi -Anıl Günel

Herkese merhabalarımın yanında mutlu günlerimi de sunmak isterdim lakin ülkemizde, kendimizi güvende hissetmemiz gereken vatanımızda son yıllarda, hatta son aylar, günlerde artan kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet haberleri almaktayız. Buna ve bunun kendi şahsımca başlıca nedenlerine değineceğim bu yazımı keyifle değil, belli bir bilinç ve erdem çerçevesinden okumanızı şahsım adına sizlerden rica ediyorum.


Her ne kadar son yıllarda artmış gibi gözükse de kadın cinayetleri ve kadına yönelik her türlü şiddet, yaşadığımız toplumda uzun yıllar var olmuş, kendisinin üzerine kirli bir leke gibi yapışmıştır adeta. Lakin öncelikle erkek kesiminin şiddet eyleminden önce (ki bu eylemleri gerçekleştirenlere “erkek” ve hatta “insan” demek ne kadar doğru olur bilmiyorum) mağdur kadın kesimin eşitsizlik ve her türlü şiddet karşısında bilinçsel olarak ne gibi önlemler alabileceği hakkındaki fikirlerimi sizlerle paylaşacağım.


Zira kendi şahsımca kadına yönelik şiddet ve cinayet eylemleri; temel anlamda, coğrafyamızda bulunan kadın ile erkek arasındaki uçurum boyutundaki sosyal eşitsizlikten kaynaklanmaktadır.


Karşınızdaki canlıya tek yönlü olarak zarar vermenizi sağlayan 2 “fişekleyicisi” vardır. Ya kendisi, sosyal ve toplumsal hiyerarşi anlamında sizden daha alt bir konumdadır (ki bu yazımızda temel olarak ele alacağımız olay). Ya da o canlıyı ve o canlının temel hak ve özgürlüklerini koruyan ve kollayan denetim mekanizması işlevini sağlayamaz durumdadır.


İlk etkeni silmek adına kadınların neler yapabileceğinden kendi fikirlerim çerçevesinden bahsedeceğim, zira erkeklerin bu konuda yapabileceklerinin alt başlığı çok daha kısa diye düşünmekteyim.


Kadınlara sesleneceğim bu kısım hakkında kendileri hakkında pek fazla güzelleme yapmayacağım zira yazımdaki amacım, onların içlerini içi boş pohpohlamalar ile hoş etmek değildir.


Değerli kadınlar; dışsal bir algı olan güzellik sizler için elbette ki önemli bir faktör olabilir lakin bunu us ve mantık alanında kendi zihninizdeki gelişim devrimini tamamlamadan salt olarak öne sürerseniz bu, sizin toplum bazındaki değerinize uzun vadede ket vuracaktır.


Demek istediğim şudur ki; bedensel, fiziksel güzelliğinizin yanı sıra us (akıl) anlamında da kendirinizi geliştirmeniz ve bu geliştirmenin salt bir sonucu olarak hayatınıza dış güzelliğe sahip olmanın yanı sıra akıl, erdem ve en önemlisi de vicdan barındıran bireyler almanız gerekmektedir.


Akıl yönünden gelen aydınlanmanızı ve ekonomik özgürlüğünüzü sağlamadan veya bunu kasıtlı olarak ikinci plana atarak bir partner arayışınıza girmeniz, öncelikle ekonomik sonrasında ise bireysel hak ve özgürlüğünüzün, sizi kendisine bağımlı eden ve sizin üstünüzde istemeden de olsa bir otorite kuracak olan ataerkil pranga arasında erimesine neden olacaktır.


Önerim şudur ki özgürlüğünüzü ve fiziksel güzelliğinizi, asıl mutlak olan güzellik ile, us ile taçlandırın, ekonomik açıdan kendinizin efendisi olun, zira eşitlik havuzu yolunda atacağınız en iri kulaç, sağlayacağınız ekonomik bağımsızlık ve bunun sayesinde kimsenin eline bakmamak olacaktır.


Somut konuların birkaçından bahsettikten sonra daha soyut ve milletimiz bakımından da yoğun biçimde tabulaştırılmış ve hatta bazı kişilerce kadına yönelik şiddet vakalarını meşru kılan bir olgudan bahsetmek istiyorum: Namus.


Her şeyden önce hem kadınlar hem de erkekleri içine alacak bir konu dahilinde namus, kişinin hayatındaki davranışlarında, giyim tarzında veya müstehcen bölgelerinde değil, tam kalbinin ortasındadır ve orada, vicdanında aranmalıdır. Ayrıca namus, sadece kendisine ait olan kişinin temizleyebileceği ve onun sorumluluğunda olan bir kavramdır. Buna kendisinden başkasının müdahale etmesi hem eşitlik hem de özgürlük adına kişiye yönelik bir suçtur.


Sevgili erkekler; kadınlara bu açıdan ve bu açıdan yapılandırılacağınız vicdanınız doğrultusunda yaklaşmak sizlerin toplumsal statüleriniz konusunda sizleri aşağıya çekmeyecektir ve de çekmemelidir de.


Sizleri insanlıktan çıkaran veya çıkaracak olan eylemleriniz hakkında kendinizi vicdanınızın süzgecinden geçirmeniz ve erdem, etik yolunu seçmeniz sizin böbürlenmeniz gereken bir şey değil, insanlığa, diğer canlılara ve vicdaniyetin kendisine olan en kutsal, sorgulanamaz görevinizdir. Şunu unutmayın ki şiddet ve cinayet eylemlerinin son bulması, toplumsal eşitlik idealinin sağlanması doğrultusunda en büyük yük, sorumluluk ve görev, sizlerin omuzları altındadır.




93 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör